Uçtu Uçtu Cadı Uçtu

.::Uçtu, Uçtu, Cadı Uçtu::.


Süpürgelerinin üstünde gökyüzünde dolaşan cadılar konusu ilahiyatçılar ve bilim adamları tarafından 10 asırdır tartışılıyor. Engizisyon dosyalarında süpürgeye atlayıp şeytana uçtuğunu itiraf edenlerin sayısı hayli kabarık. Ancak, yoğun işkence altında alınan bu itirafların kesin bir bilimsel değeri kuşkusuz söz konusu değil. Ne var ki, cadıların uçtuğu tezi, o günler için hiç de yabana atılacak bir iddia niteliği taşımıyordu. Özellikle Ortaçağ’da insanları karalamak için ,”uçtuklarını” söylemek bile yeterli oluyordu. Çünkü bu insanların uçmaları, deliliklerinin, fuhuş yapmalarının, hırsızlıklarının somut ve destekleyici bir kanıtıydı.

Bazı ünlü engizisyon yargıçları, cadıların uçtuklarına kesinlikle inanıyorlardı. Kanıt olarak da İncil’i gösteriyorlardı. Çünkü, İncil’de bazı kadınların Şeytan’a uçtukları yazılıyordu. “Öyleyse Şeytan bu zavallı kadınları neden yanına çalışmasın” diyorlardı. Bazı Engizisyon yargıçları ise, cadıların ruhlarını Şeytan’a sattıklarını, ama uçmaları diye bir şeyin söz konusu olmayacağını söylüyorlardı. Onlara göre, olsa olsa hayal gördüren bazı otlar ve içkilerin etkisiyle uçtuklarını sanıyorlardı.

“Süpürgeyle uçuş”un pratik temeline ilişkin son bulgular, cadıların bağımlılık yaratan gizemli merham ve yağları kullandıklarını rtaya koyuyor. Havada uçmak için süpürgeye binmeden önce cadılar kendilerini yağlıyorlardı. Prof. Michael Harner’ın aktardığına göre 17. yüzyıl İngiltere’sinde cadılar, sabbat’a uçmadan önce alınlarına ve bileklerine “Ruh’Un getirdiği çiğ kokulu bir yağ” sürüyorlardı. Bu cadıların anlattığına göre, yağın yeşilimsi bir rengi vardı ve alna bir kuş tüyüyle sürülüyordu. Prof. Harner, 15. yüzyıla ait bir kaynaktan aynen şöyle aktarıyor: “Cadılar, bir sırığı yağlarlar ve üzerine binerler… Ya da kendi koltuk altlarını ve öbür kıllı yerlerini yağlarlar.”

Bir 16. yüzyıl hekimi olan Andreas Laguna’nın notlarında, bir cadı çanağının bulunuşu anlatılmıştı: “Çömlek, yeşil renkli yağlı bir merhemle doluydu. Kokusu öyle ağır ve tiksinti vericiydi ki, bu donuk renkli ve uyku verici otlardan, baldıranotundan ve adamotundan oluşmuştu.” Laguna, bu yağdan bir kutu aldı ve onu Mertz’deki bir celladın karısının üzerinde denedi. Baştan aşağı yağlanınca, kadın bir tavşan gibi açık gözlerle derin bir uykuya dalmıştı. Sonunda kadın uyandırıldığında tam 36 saat geçmişti. Kadın, neden dünyanın tüm zevkleri çevresindeyken uyandırıldığında sormuş ve kocasına dönüp “Seni boynuzladım, hem de senden daha genç ve iyi biriyle.” demişti.

Bu yağlı merhemin uygulandığı tüm denek kadınlar uyandırıldıklarında,” uzun bir geziye çıkmış olduklarını” söylüyorlardı. Bu konudaki en somut görgü tanıklığını, Galileo’nun meslektaşlarından olan ve yaban yasemini içeren bir yağ formülünü ele geçiren Gianbattista della Porta yapmıştı: “Onlar, vücudun bir bölümüne sürülen yağı yayarak bütün vücutlarını iyice ovuştururlar, öyle ki tenleri pembeleşir… Böylece bir gece ay ışığında şölenlere, müziğe danse ve her şeyden çok dilekleri genç erkeklerle birleşmeye götürdüklerini düşlerler…”

Peru’daki Jivaro Kızılderilileri tarafından kullanılan sanrı yara tarafından kullanılan sanrı yaratıcı bitkileri inceleyen Harner’e göre, cadıların yağlı merhemlerindeki sanrı yaratıcı ana madde “atropin” idi… Atropin, “tatula” cinsi bitkilerde bulunuyor. Atropinin üstün niteliği, onun deri tarafından emilebilir olması… Cadıların, bu maddeyi içeren merhemleri vücutlarının belirli bölgelerine sürmelerinin nedeni de buydu. Bindiği süpürgeye de merhem sürüyor olması, atropinin duyarlı vajinal dokuyla daha kolay emilmesini sağladığı gibi, cadıya “ata binme ve uçma” duygusu da veriyordu.

Etiketler: ,

© 2003-2011 SihirBaslasin.net. Tüm hakları saklıdır.


1
Theme Provided By: Wordpress Themes - Linux

Sihir Başlasın ~ Facebook'ta


Harry Potter Topsites ScarPotter Visit Ultimate Hogwarts: The Rebirth!