Röportaj ve Kısa Bilgiler
“En çok Harry, Hermione, Ron, Dumbledore ve Hagrid’i akşam yemeğine davet etmek isterdim.”
![jkrow1[1]](http://sihirbaslasin.net/portal/wp-content/uploads/2009/03/jkrow11.jpg)
Joanne Kathleen Rowling
Doğum: 31 Temmuz 1965
Eserleri:
Harry Potter ve Felsefe Taşı
Harry Potter ve Sırlar Odası
Harry Potter ve Azkaban Tutsağı
Harry Potter ve Ateş Kadehi
Harry Potter ve Zümrüdüanka Yoldaşlığı
Harry Potter ve Melez Prens
Harry Potter ve Ölüm Yadigarları
Fantastik Canavarlar Nelerdir, Nerede Bulunurlar?
Çağlar Boyu Quidditch
Ozan Beedle’ın Hikayeleri
J.K. Rowling şunları yapmayacağını özellikle belirtiyor:
1. Ofisine yollanan Harry Potter kitaplarını imzalamak.
2. Belirli konular hakkında kişisel soruları yanıtlamak.
3. İmzalı fotoğraf yollamak.
Aşağıdaki bilgilerin ilginizi çekeceğini umarız:
Harry Potter fikri nerede aklınıza geldi?
1990 yılında Manchester’dan Londra’ya giden bir trende otururken birden aklıma geldi. Harry’i çok net bir şekilde gördüm, bir büyücü olduğunu biliyordum ve büyücülük okulunun nasıl bir yer olabileceğini düşünmeye başladım. Tren geç kaldı ve trenden inerken karakterlerin çoğu zaten kafamda oluşmuştu.
Kitapları yazmanız ne kadar sürdü?
Felsefe Taşı 5 yılımı aldı ama bu sürenin 4 yılı içinde hem çalışıyor hem de diğer kitapların konusunu da düşünüyordum. Sırlar Odası 2 yılımı aldı ama bu sırada yine öğretmenlik yapıyordum. Azkaban Tutsağı 1 yılımı aldı. Ateş Kadehi ise şu ana kadar en hızlı yazdığım kitap oldu.
Favori karakteriniz kimdi?
Snape ve Dudley gibi kötü karakterler dahil bütün karakterleri seviyorum çünkü onları yazmak çok eğlenceli oluyor. Ama en çok tanışmak istediklerim Harry, Hagrid ve Profesör Lupin (Hermione’yi zaten tanıyorum, benim çocukluğuma çok benziyor. Ron’u da tanıyorum çünkü onu da en eski arkadaşımdan esinlendim).
Daha fazla Harry Potter kitabı olacak mı?
7 tane Harry Potter kitabı olacak, Harry’nin Hogwarts’taki her yılı için bir tane. Son kitapta Harry yetişkin olacak (büyücülerde bu yaş 17) ve sonunda okul dışında büyü kullanmaya izni olacak.
Fikirleri nereden buluyorsunuz?
Keşke fikirleri nereden bulduğumu bilseydim, gider orada yaşardım. Fikirlerin nereden geldiği benim için bir gizem ama bilmemekten memnunum çünkü bu işin eğlencesini bozardı.
İsimleri nereden buluyosunuz?
Sıra dışı isimler buluyorum. Haritalardan (Snape ve Dursley), azizlerden (Hedwig) ve savaş kahramanlarından (Lockhart) alıyorum. Kitapta anlamı olan bazı isimler de var örneğin Dumbledore eski İngilizce’de yaban arısı demek. Kendi yarattığım isimler de var, örneğin Malfoy, Flitwick ve Quidditch benim yarattığım isimler.
Genç yazarlara vereceğeniz tavsiyeler nelerdir?
Yazarken hep bildiğiniz şeylerle başlayın, örneğin duygularınızla veya çok iyi bildiğiniz konularla. En önemli nokta ise okuyabildiğiniz kadar okumak. Okumak sayesinde, iyi yazıları tanımayı, en sevdiğiniz şeyleri analiz ederek kendi yazınızı geliştirmenin yollarını bulabilirsiniz.
Gerçek kişilerden esinlenen karakterler var mı?
Hermione benim çocukluğuma çok benziyor. (Sadece ben bu kadar akıllı değildim ve bu kadar sinir bozucu olmadığımı umuyorum) Ron en eski arkadaşım olan Sean ama Harry çoğu karakter gibi benim yarattığım bir karakter.
Harry Potter dışında hiç başka kitaplar yazdınız mı?
Hayır yazmadım. Başka yayınlanmamış şeyleryazdım, hani fazla iyi olmayan insanlık için bir kayıp sayılmayacak şeyler. Birsürü değişik şeyler hakkında yazdım ama hiçbiri yayınlanmadı. Belki birgünyayınlanır – bilemiyorum. Hala bitirilmemiş şeyler var ve sanırım bitirmeyeyakınım ama onların yayınlanmasını ister miyim bilemiyorum.
Kitaplarınızdan en sevdiğiniz hangisi ?
Bu değişiyor. Muhtemelen Harry Potter ve Azkaban Tutsağı olduğunu söylemeliyim, ama şu an – bunu söylemek pek adaletli oluyor mu bilmem ama – Harry Potter ve Melez Prens en sevdiğim kitap.Üzgünüm. Onu okuyan tek kişiyim ve oldukça iyi bence (6. kitap yayınlanmadan önceki söyleşisinden). Genelde kitabı yazdığımdan hep böyle olurum. Hep işin yarısındayken çok seviyorum , ama bitirdiğim an onun işe yaramaz bir çöplük olduğunu düşünerek hor görüyorum. Şuan altıncı kitabın gidişatını gerçekten de seviyorum. Altıncı kitapta çok şey oluyor ve birçok soru cevabını buluyor. İçimde öyle bir his var ki, şimdi ordayız ve artık sırların ortaya çıkmasının zamanı geldi , daha fazla ipucu ve soru yok .Yine de tabi ki daha bitirmediğim için birkaç ipucu daha var . Umarım bu sizin için yeterince sinir bozucu olmuştur çünkü hala okuyamıyorsunuz!
Sizi mutlu eden şeyler neler?
Ailem ve işim tabii ki. Bir aileye sahip olduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum. Boşandığım zaman bile, en azından kızıma sahibim diye düşünmüştüm. Birçok kadın çocuk sahibi olamıyor biliyorsunuz ki. Ayrıca, harika bir insanla evlenip iki harika çocuğa daha sahip olduğum için de çok şanslıyım. Çocuklarım her şeyden önce gelir. Ama tabii, bir anne olmayı yazar olmakla karşılaştırmak bayağı zor bir şey.
Kitaplarınızdaki karakterleri anlatırken hiçbir detayı kaçırmıyorsunuz?
Belli başlı tarihleri kullanma gibi bir huyum var. Herhangi bir tarihe ya da sayıya ihtiyacım varsa eğer, bu sayı ve tarihleri kendi yaşamımdan seçip alıyorum. Bir şekilde benimle bağlantılı yani. Bunu neden yaptığımı bilmiyorum, tik oldu bende. Harry doğum günü mesela benim doğum günümle aynı.
7. Kitabın yayımlandığı gün nasıldı?
Rüyalarımın gerçekleştiğini gördüm. Olağanüstü bir gündü. İnanamamıştım, büyülenmiştim! Sanki bir çizgi filmin içindeymişim de, sanki trenin teki beni arkadan son hızla itekliyormuş gibi hissetmeye başlamıştım bir anda. “Bana ne oldu?” diye düşündüm sürekli. Üç ay sonra inanılmaz gelişmeler oldu hayatımda, benim o zamanki standartlarımla kıyaslarsak en azından… Eskiden, bir daire kiralardım, her hangi bir güvenliğim ya da bir yerde birikmiş param yoktu. İkinci el kıyafetler giyiyordum. Param neredeyse yok denecek kadar azdı ve bir anda, kitabın basılmasıyla o kadar çok paraya sahip olmak benim için olağandışı bir şeydi. O gece uyuyamamıştım zaten. Ertesi gün, gazeteciler çıkar oldu her bir taraftan. Ardından bana çok önemli bir ödül verdiler. The Sun gazetesi beni aradı ve hayat hikayem için gerekli olan hakları satın alma teklifinde bulundu. Gazeteciler evimin önünde devriye gezer oldular. Size şunu söyleyeyim: Acayip derecede korkmuştum.
Kitabın sonu çok dokunaklıydı: “Yara izi on dokuz yıldır Harry’ye acı vermemişti.”
Tamamen sembolik. Şu cümleyi hayatımızda sürekli kurarız: “Zaman her şeyin ilacıdır.” Halbuki bu doğru değil. Zamanın iyileştiremediği şeyler de var. Sevdiğiniz birinin ölmesi gibi…
Harry ve Dumbledore arasında şöyle bir diyalog geçmişti: “Gerçek mi bu? Yoksa hepsi benim kafamın içinde mi olup bitiyor?”
Ve Dumbledore da: “Elbette kafanın içinde olup bitiyor, Harry, ama bu niçin gerçek olmadığı anlamına gelsin ki?” İşte bu diyalog, anahtarın ta kendisi; 17 yıl boyunca yazmayı beklediğim satırlar onlar. Evet, bütün bu süre boyunca Harry’nin ormana girmesini ve Dumbledore’la o diyaloğu kurmasını yazabilmek için çalışıp durdum.
Dursleylere ne oluyor peki?
Ah, harika, sekizinci kitabı yazmam gerekecek desene. (Gülüşmeler) Aslına bakarsan, Dursleyler hakkında bir şeyler yazma ihtiyacını hiç hissetmedim. Okuyucuların, onların korunduğunu ve artık saklanmadıklarını tahmin edeceklerini düşündüm. Hayranlar bana bunu sorduklarında, Harry ve Dudley arasında geçen son diyalogdan yola çıkarak, onların en azından arkadaşça bir ilişki içinde olmaya çalıştıklarını söylüyorum. Noel’de birbirlerine kart gönderip, birkaç kereye mahsus olsa da buluştuklarını da söylüyorum. Garip olacak tabii ama en azından deneyebilirler, çünkü asıl mesele bir şekilde bağlantıyı koparmamaları. Asla çok iyi dost olamazlar ama yine birbirlerine arkadaşça davranabilirler… Dudley, hayatını Harry’e borçlu olduğunu biliyor.
Yakında yine bir şeyler yayımlayacak mısınız?
Evet. Benim sihirli asam, kalemim. Çok fazla yazı yazmaktan, yakında parmağımla birleşecek zaten.
Geçmişte şöyle bir açıklamada bulunmuştunuz: “Ben de tıpkı Harry gibi Diriltme Taşı’nı seçerdim.”
Ve yanılmışım… Bence bir şey ya da biri öldüğünde, başka bir yere ait olmaya başlar. Herkesin bir başka insana karşı olan sorumlulukları vardır. Benim de çocuklarıma karşı var. Eğer birini ölümden kurtarmaya çalışırsami bu onlar için pek iyi olmaz. Benim görevim çocuklarımla ve onların geleceğiyle alakalı. Diriltme, şüphesiz çok akıl caydırıcı bir şey ama aynı zamanda çok da tehlikeli.
Kim bilir, belki yazı yazma da bir tür Diriltme Taşı’dır.
Evet, kesinlikle. Ama eğer bir rüyayı gerçekleştirmek içn yazıyorsan, bana göre değeri gidiyor yazı yazmanın. Fantazinizi yazmak, ifade etmekle, yepyeni bir dünya yaratmak aynı şey değil.
Snape ve Dumbledore:
JKR, Snape ve Dumbledore’un hikayelerinin Felsefe Taşı basılmadan önce oluşturulduğunu onaylıyor, ama kitapları filmleri düşünerek yazmadığını da belirtiyor (ama yine de Hogwarts Savaşı’nı yazdıktan sonra ne kadara patlayacağını düşünerek yapımcılar için düşünmüş!)
Eğer Jo karakterlerden biriyle tanışma şansı olsaydı, kesinlikle Dumbledore’u seçerdi (Hagrid tarafından kucaklanma vaadiyle ayartılmaya çalışılsa bile.)
Dumbledore, Eşcinsellik ve Tepkiler:
Dumbledore’u hep eşcinsel olarak düşünmüşümdür. Ama bu, bu kadar da büyütülecek bir şey değil çünkü kitaplar Dumbledore’un eşcinsel olması hakkında değil. Sadece, en başından beri Dumbledore’un böylesine büyük, gizli bir sırrı olduğunu, tam da Voldemort’un gerçekleştirmeye çalıştığı şeyle, yani ırkçılıkla ilgileniyormuş gibi gözüktüğünü ve Muggle’ları kendi boyunduruğu altına almayı planlıyormuş gibi gözüktüğünü biliyordum. Dumbledore büyük sırrı buydu yani.
Peki neden bu tür düşüncelerle ilgileniyormuş gibi gözüktü? Dumbledore doğuştan iyi bir insan. Böyle bir şeyi neden yapsın ki? O yönden hiç düşünememiştim bile, bunu neden yaptığı hep aklımın bir köşesindeydi: ‘Çünkü aşıktı.’ Konu, bu aşkı cinsellikle ileri götürüp götürmedikleri değil. Konu sekle değil, tamamen aşkla ilgili. Aşık olduğu için ahlaki değerleri boşverip, yoldan sapabiliyor ve sonunda kendi yargılarına olan güveni yok ediyor.
Ama besbelli bazı insanlar bunu o şekilde görmüyor. Peki bir çocuk kitabında eşcinsel bir karakterin olmasını desteklemeyen insanlar hakkında ne düşünüyor? “N’olmuş yani?” diyerek sertleşiyor Rowling ve devam ediyor: “Çok ilginç bir soru çünkü homofobi bence cinsel ilişkiden çok aynı cins insanlarn birbirini “sevmesinden” korkmak demek. İşin içine aşk girince iş birden 180 derece dönüp iğrençleşiyormuş gibi oluyor ki ben bunu gerçekten olağandışı buluyorum. Bazı insanlar şöyle düşünmüşlerdi: ‘E, peki neden Dumbledore eşcinsel olduğu için herhangi bir pişmanlık gösterisinde bulunmadı?’ Rowling sorudan, haklı olarak, bayağı hoşlanmış bir halde yanıtladı: “Kitabın hangi bölümünde böyle bir şeyden bahsetmek için nasıl bir giriş yapabilirdim ki? İkinci nedeni ise –hayranlar mektuplarında yazmışlardı bunu- eşcinsel biri olarak, Dumbledore’un okulda müdür olması tehlikeye girerdi.
Dumbledore yaşlı ve bekar bir adam. Sormanız gereken şey şu: Neden bu kadar ilginç? Dumbledore hakkındaki en önemli şey bu mu yani? Hayır! Söz konusu olan kişi Dumbledore, Allah aşkına! Dumbledore’un cinsel yaşamından daha önemli o kadar çok şey var ki.. Dumbledore sadece hikayede eşcinsel özelliğe sahip olan bir karakter. Karakteristik özelliklerinden sadece bir tanesi.. Dumbledore’un eşcinselliğinden daha önemli şeylere dikkat etmeli insanlar.
En sevdiği yazar ve kitaplar:
Çocukken en sevdiğim yazarlar şunlardı: E. Nesbit, Kenneth Graham, Elizabeth Goudge, Noel Streatfield ve Paul Gallico. Bu aralar okuduğum en güzel çocuk kitabı ise David Almond tarafından yazılan “Skelling”.
Çeşitli bilgiler:
2 çocuğum var, kızım Jessica ve oğlum David. Bir tane kobayım ve deli bir tavşanım var. En sevdiğim renk mavi. Okulda en sevdiğim ders İngilizce idi.
Hobileri:
Okumak, çizmek, tropik balık beslemek
En sevdiği film:
This Wonderful Life
